1
  1
  1
1
header
navigation
BABADEDE VE KOCA AİLESİ ŞECERESİ
 
    ŞEYHANDEDE KÖYÜ

   Şeyhandede, Dede'nin Şeyhleri demektir. Dede, 12. yüzyılda köye ilk yerleşen BABADEDE diye anılan Taha ve Al-i Yasin Kutbul Arifin Şeyh Seyyid Ağbaş bin Şeyh Ebu Sa'd El-Hasrani'nin lakabı; Şeyhler ise bu zatın evladları kaç nesil şeyh oldukları için köye şeyhlerin köyü denerek gelmiştir. Babadede'nin babası Şeyh Ebu Sa'd El-Hasrani Bağdat'tan bu bölgeye göç etmiştir. Türbesi Siverek-Çermik yolunda Sultan Sahab diye bilinir. Zamanın padişahı Babadede'ye üç yüz askeri ile misafir olmuştur. 1638'de Osmanlı Padişahı IV.Murat Bağdat seferine giderken Babadede'nin türbesini ziyaret etmiş, ondan istimdat istemiştir. Köyde Babadede'nin torunları yaşamaktadır. Dedeoğulları olarak bilinirken, sözlükte "şeyh" kelimesinin Türkçe karşılığı olan "Koca" soyadını almışlardır. Berat diye bilinen Hicri 878 (Miladi 1473) tarihli şecerede Koca ailesinin ataları babadan oğula sabittir. Babadede’nin kurduğu Şeyhandede Köyü merkezli Hasran Bölgesi Sultan Alaaddin tarafından Babadede ve ailesi hürmetine hibe edilip vakfedilmiştir. Osmanlı Devleti zamanında da bu vakıf devam etmiştir. Ağbaş Dede Zaviyesi adında zaviye Cumhuriyet Dönemine kadar mevcuttu. Zaviyenin son yetkilisi Şeyh Seyyid Ahmed Bin Şeyh Seyyid Yusuf’tu.

   BABADEDE

   12. yüzyılda yaşamıştır.

   Taha ve Al-i Yasin Şeyhil-Meşayih Kutbul-Arifin Şeyh Seyyid Ağ Baş bin Ebu Sa’d El-Hasrani bin Şeyh Ali bin Şeyh Muhammed o da İmam Muhammed Mehdi bin İmam Hasan Askeri bin İmam Ali Naki bin İmam Muhammed Taki bin İmam Ali Rıda bin İmam Musa Kazım bin İmam Cafer Sadık bin İmam Muhammed Bakır bin İmam Ali Zeynelabidin bin İmam Huseyn bin İmam Ali Murteda’nın neslinden olup Evlad-ı Resul’dür.

   Tasavvuftaki silsilesi şöyledir:

Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)

İmam Ali Murteda (kerremallahu vechehu)

İmam Hasan (radıyallahu anhu)

Şeyh Ebul-Hasan Basri (rahmetullahi aleyhi)

Şeyh Abdurrahman Atleri (kadesallahu sirrahu)

Şeyh Ebubekir Hevari (kadesallahu sirrahu)

Şeyh Muhammed Nehrani (kadesallahu sirrahu)

Şeyh Muhammed Şembeki (kadesallahu sirrahu)

Tacul Arifin Şeyh Seyyid Muhammed Ebul-Vefa (kadesallahu sirrahu)

Şeyh Seyyid Ebu Sa’d Hasrani (kadesallahu sirrahu)

Şeyh Seyyid Ağbaş (kadesallahu sirrahu)

    Mağarada kırk gün kırk gece halvetlere girip ibadet ile meşgul olurdu. Evliyanın büyüklerindendir. Birçok kerametleri bulunmaktadır.

        

                  (BabaDede Mağarası)                                  (Muzakbin Çeşmesi)

    Zamanın padişahı üç yüz askeri ile Babadede’nin köyüne gelir. Şeyh’in annesi Hamse ile karşılaşır. Şeyhi görmek istediğini söyler. Hamse: “Ne istiyorsunuz bizden? Biz fakiriz, sizi nasıl ağırlarız?” diye cevap verir. Padişah ise Babadede’yi mağarada zikir yaparken bulur. Padişah askerler için su ister. Şeyh asasıyla yere vurur; minare yüksekliğinde yerden su fışkırır. Ortalığı sel basacak diye korkulur. Bunun üzerine Şeyh suya dur der ve su alçalır. (Şimdi Muzakbin Çeşmesi diye bilinir). Padişah ve askerleri su ihtiyacını giderir. Padişah yemek ister; Şeyh bir oğlak adar, bütün askerleri bu tek oğlakla doyurduktan sonra oğlağın kemiklerini ister. Bir asker, kemiği saklayıp vermezsem ne olur diye merak eder ve kemiği saklar. Şeyh aldığı kemikleri oğlağın postunun altına koyar ve oğlak Allah’ın izni ile tekrar dirilir, fakat oğlak sakat yürümekte. Şeyh, kemiği saklayan askerden kemiği ister. Sonra oğlak eski haline döner. Bunun üzerine kemiği saklayan asker ömrünün sonuna kadar Babadede’nin hizmetinde kalır. Babadede, değirmen taşını kendine binek edip padişah ve askerlerini uğurlar.

    Ölümünden çok sonra kabrini düzeltmeye çalışırlar. Fakat sabah ördükleri duvarın yıkıldığını görürler. Bu, birkaç defa tekrar ettikten sonra birinin rüyasına girer ve: “Benim kabrime dokunmayın!” der. Onun için türbesi çok basit yapılı, kabri de yerle aynı seviyededir.

    

                   (Değirmen Taşı)                                          (Babadedenin Kabri)

   Son zaman Kadiri şeyhleri kabrinin bulunduğu ziyaretin yanından geçerken bineklerinin üstünden inip: “Burada büyük bir veli yatmaktadır. Biz ona karşı edebe dikkat etmemekten korkarız.” derler.

   Kaç yüz sene sonra torunlarından Sadık Koca iftiraya uğrar. Öldürmediği biri için idama mahkum olur. Bunun üzerine masum adam küçük kızı Kudret’e şöyle der: “Saçından bir tutam kopar, Dede’nin türbesinin yanındaki ağaca bağla ve deki: Ya Dede babama himmet et ki hapisten çıksın.” Kızı bunu yaptığı halde bir cevap alınmaz. Sonraki Hapishane ziyaretinde Sadık kızına saçından az kopardığını söyler. Bu sefer Kudret bayağı koparır ve ağlamaya başlar. Bunun üzerine Dede, Sadık’ın kayınbabasının rüyasına girer ve cinayeti gören akli dengesi tam yerinde olmayan bir kadın mahkemeye götürülür ve Sadık kurtulur.

  Sadık Koca’nın bir tarlasına Şeyho’nun Mehmet’i adında biri sahiplenir. Sadık Koca onu mahkemeye verir. Mahkemeye gel git; bir türlü mahkeme sonuçlanmaz. Artık Sadık Koca pes eder, bir daha mahkemeye gitmemeye karar verir. Bir duruşmada hakim, Şeyho’nun Mehmet’ine “eşek oğlu eşek” neden bana boş kağıt veriyorsun, benimle dalga mı geçiyorsun, diye hitap eder. Adam neye uğradığına şaşırır. Anlar ki dolu verdiği kağıt bomboş bir parşümen haline dönüşmüş. Yine Babadede Sadık Koca’nın kayınbabasının rüyasına girer: “Git Sadık’a söyle mahkemeye gitsin.” der. Mahkemeden umudunu kesmiş olan Sadık Koca mahkemeye gider, bütün davanın kendi lehine sonuçlandığını öğrenir ve tarlasına kavuşur.

  Bir gece Dede’nin kabrine doğru küçük abdestini yapan bir adam kör olur.

  Bir gün kabrin başında bir adam şöyle yemin eder: “Eğer bu olayı ben yaptıysam üzerime şimşek çaksın da öleyim.”  Bu yalan yere yemin üzerine yazın ortası olmasına rağmen şimşek çakar adam ölür.

  Babadede’nin kurduğu Şeyhandede Köyü merkezli Hasran Bölgesi Osmanlı Devleti zamanında vakfedilip Babadede’nin torunlarına teslim edilmişti. Ağbaş Dede Zaviyesi adında zaviye Cumhuriyet Dönemine kadar mevcuttu.

                                   KOCA AİLESİ ŞECERESİ

1. Ebul-Beşer Adem

2. Şit bin Adem

3. Enuş bin Şit

4. Ehnuh bin Enuş

5. Metuşalıh bin Ehnuh

6. İdris bin Metuşalıh

7. Lemk bin İdris

8. Nuh bin Lemk

9. Sam bin Nuh

10. Erfehşed bin Sam

11. Salih bin Erfehşed

12. Kalığ bin Amer

13. Amer bin Salih

14. Ereğu bin Kalığ

15. Ereğvar bin Ereğu

16. Saru’ bin Ereğvar

17. Nahur bin Saru’

18. Tarih bin Nahur

19. Malik bin Tarih

20. Azer bin Malik

21. İbrahim bin Azer

22. İsmail bin İbrahim

23. Kidad bin İsmail

24. Cemil bin Kidad

25. Sabit bin Cemil

26. Süleyman bin Sabit

27. Hemih bin Süleyman

28. Esseyih bin Hemih

29. Eded bin Esseyih

30. Adnan bin Eded

31. Me’ad bin Adnan

32. Nizar bin Me’ad

33. Mudar bin Nizar

34. İlyas bin Mudar

35. Mudrike bin İlyas

36. Kenane bin Mudrike

37. Huzeyme bin Kenane

38. Kenane bin Huzeyme

39. Kenane bin Kenane

40. Nadr bin Kenane

41. Malik bin Nadr

42. Fihr bin Malik

43. Ğalib bin Fihr

44. Luey bin Ğalib

45. Ka’b bin Luey

46. Murreh bin Ka’b

47. Kilab bin Murreh

48. Kusay bin Kilab

49. Dehr bin Kusay

50. Abdulmenaf bin Dehr

51. Haşim bin Abdulmenaf

52. Abdulmuttalib bin Haşim

53. Amdehşima Ebu Talib bin Abdulmuttalib

Kaynak: Cedvel Tevarih (Berat diye bilinen şecere) ve halk söylenceleri

                            

                                                                  Faruk KOCA    (Babadede ve Koca Ailesi Şecere için kendine çok teşekkür ederim..)

                                                                    Devamı gelecek.. YAKINDA!!!

                                                                          
 

© 2007 KocaAilesi.SomeE.com 
Bu site KocaAilesi ve Koca Bilgisayar ortak ürünüdür.Telif hakları saklıdır. Site içerisindeki her türlü bilgi ve resimin izinsiz kopyalanması,yayınlanması yasaktır.


 
Web hosting by Somee.com